<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınca, Kadın, Kadınlar, Kadın Sitesi</title>
	<atom:link href="http://www.kadin.ca/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadin.ca</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 May 2012 12:11:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Parathormonun</title>
		<link>http://www.kadin.ca/parathormonun/</link>
		<comments>http://www.kadin.ca/parathormonun/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 12:11:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin.ca/?p=13285</guid>
		<description><![CDATA[Parathormonun Biyosentezi ve Yapısı Parathormon, paratiroyit bezlerinin ana hücrelerinde yapılmaktadır. Yapısal açıdan, 84 adet aminoasitten meydana gelen tek bir polipeptit zinciridir. Parathormonun Fizyolojik Etkinliği Kan içindeki kalsiyum miktarını artıran bir tür hormondur; yani kan içindeki kalsiyum seviyesini yükseltir ve bu işlevi kemikten kalsiyum alarak gerçekleştirir. Böbreğe olan etkisiyle fosforun idrar yoluyla atılımını ve kalsiyumun böbrekten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Parathormonun Biyosentezi ve Yapısı</strong></span></p>
<p>Parathormon, paratiroyit bezlerinin ana hücrelerinde yapılmaktadır. Yapısal açıdan, 84 adet aminoasitten meydana gelen tek bir polipeptit zinciridir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Parathormonun Fizyolojik Etkinliği</strong></span></p>
<p>Kan içindeki kalsiyum miktarını artıran bir tür hormondur; yani kan içindeki kalsiyum seviyesini yükseltir ve bu işlevi kemikten kalsiyum alarak gerçekleştirir. Böbreğe olan etkisiyle fosforun idrar yoluyla atılımını ve kalsiyumun böbrekten geri emilimini sağlamaktadır. Fosfor ve kalsiyum metabolizmaları, birbirlerine hem kendiliklerinden, hem de onları şartlandıran etkenleri sebebiyle sıkıca bağlıdır. Bu sebeple, parathormon, tirokalsitonin ve D vitaminiyle beraber etkileşir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Parathormon Salgılanmasının Düzenlenmesi</strong></span></p>
<p>Son derece sadedir; kan kalsiyum seviyesine bağlı olarak direk paratiroyit bezi tarafından yapılmaktadır. Kan kalsiyumundaki azalma, parathormon salgılanmasına bağlı iken, kan kalsiyumunun çoğalması da, parathormon salgılanmasının sebep olur.</p>
<p><a href="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/05/parathormon.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13286" title="parathormon" src="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/05/parathormon.jpg" alt="parathormon" width="425" height="292" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Statik İncelemeler</strong></span></p>
<p>Başlıca statik incelemer öyle sıralanabilir:</p>
<p>Kan ve idrarda kalsiyum ve fosfor oranlarının ölçülmesi<br />
Kas sarsı eğrisi yani elektromiyogram, kas elektrosu ve beyin elektrosu</p>
<p>Parathormonun Dinamik İncelemeler</p>
<p>Asıl amaçlar şu şekildedir:</p>
<p>Parathormonun fizyolojisi:<br />
Parathormon<br />
Kemik kaybı<br />
Serbestleşerek kana karışan kalsiyum<br />
Böbrek<br />
Fosforun böbrek vasıtasıyla vücuttan atılımı<br />
Kalsiyumun böbrekten tekrar emilimi<br />
Kan kalsiyum seviyesinin farklılakları<br />
Kan kalsiyum seviyesinin artışı, parathormonun vücutta yapımını ve salgılanmasını direk durdurur, düşüklüğü ise yapım ve salgılanmayı çoğaltır<br />
Damardan kalsiyum aktarılarak parathormon salgılanmasının durdurulması<br />
Kan kalsiyum seviyesini düşürülerek, parathormon salgılanmasının uyarılması</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadin.ca/parathormonun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Romatoid Artrit</title>
		<link>http://www.kadin.ca/romatoid-artrit/</link>
		<comments>http://www.kadin.ca/romatoid-artrit/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 11:33:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin.ca/?p=12623</guid>
		<description><![CDATA[Romatoid artrit, eklemlerde meydana gelen iltihaplı romatizmal bir hastalıktır. En sık rastlanılan kronik iltihaplı romatizmal hastalıktır. Romatoid artrit hastalığı eklemlerde bozulmaya sebep olur. Kronik poliartritis olarak da tanımlanabilir. Teşhisinde el ve ayakların filminin çekilmesi gerekir. Romatoid artrit hastalığı, kadınlarda erkeklere nazaran çok daha fazla görülen ve genelde 40 lı yaşlardan sonra rastlanılan bir hastalıktır. Romatoid [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Romatoid artrit, eklemlerde meydana gelen iltihaplı romatizmal bir hastalıktır. En sık rastlanılan kronik iltihaplı romatizmal hastalıktır. Romatoid artrit hastalığı eklemlerde bozulmaya sebep olur. Kronik poliartritis olarak da tanımlanabilir. Teşhisinde el ve ayakların filminin çekilmesi gerekir. Romatoid artrit hastalığı, kadınlarda erkeklere nazaran çok daha fazla görülen ve genelde 40 lı yaşlardan sonra rastlanılan bir hastalıktır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Romatoid artrit sebepleri</strong></span></p>
<p>Romatoid artrit hastalığının nedeni tam olarak tespit edilemese de, bağışıklık sisteminin nedensizce kendi hücrelerini yabancı hücre algılayıp bu hücrelere savaş açarak, hücreleri yok etmeye çalışması olarak bilinir. Bunun yanında genetik sebeplerin Romatoid artrit hastalığına yol açtığı düşünülmektedir.</p>
<p><a href="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2012/05/romatoid-artrit.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13282" title="romatoid artrit" src="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2012/05/romatoid-artrit.jpg" alt="romatoid artrit" width="399" height="302" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Romatoid artrit belirtileri</strong></span></p>
<p>Romatoid artrit hastalığında, eklem iltihaplanması ilk başlarda bir kaç eklemde görülür. Zamanla bu iltihaplanma birçok ekleme yayılır. Çoğunlukla el ve parmak eklemlerinde görülürken, omurganın bu durumdan etkilenmediği gözlenir. Romatoid artrit hastasının en çok şikâyeti, geceleri ve sabahları eklemlerinde ağrılar hissetmesidir. Bir süre sonra eklemlerde özellikle parmak eklemlerinde şişlikler görülür. Eklemlerin dış yüzeyinde düğüm meydana gelir. Akabinde parmaklarda anormal duruş bozuklukları gözlenir. Parmak kemiği dışarıya doğru kaymış bir görüntüye bürünürken parmağın uç tarafı aşağı doğru katlanmış bir görüntü alır. Hasta sürekli eklemlerindeki tutulmalardan şikâyet eder. Söz konusu eklem tutulmaları 20 dakikadan fazla sürebilir. Hasta sürekli yorgun, halsizdir. Ağız kuruluğundan, göz kuruluğundan şikâyet eder.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Romatoid artrit tedavisi</strong></span></p>
<p>Romatoid artrit hastalığının sebebi tam olarak bilinmediği için, tedavisi için de kesin bir yöntem yoktur. Bu sebeple hastalık tam olarak ortadan kaldırılamayabilir. Romatoid artrit hastalığı tedavisindeki asıl amaç hastalığın belirtileri olan şikâyetleri ortadan kaldırabilmektir. Eklemlerde meydana gelen ağrılar, eklemlerde oluşan iltihaplanmalar, yok edilmeye çalışılır. Bunun içinde gerekirse ilaç tedavisi, fizyoterapist, psikiyatrist, ortopedik cerrah da tedaviye yardımcı olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadin.ca/romatoid-artrit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Safra Kesesi Kanseri</title>
		<link>http://www.kadin.ca/safra-kesesi-kanseri/</link>
		<comments>http://www.kadin.ca/safra-kesesi-kanseri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 11:30:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin.ca/?p=13201</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan otopsi sonuçlarına bakılarak, safrakesesi kanserinin, tümörünün görülme sıklığı % 0,02 ila % 0,60 arasında değiştiği görülmüştür. Yetişkinlerde % 0,2–5′ine kolosistektomi yani safra kesesinin ameliyatla alınması operasyonu yapılır. Safrakesesi tümörleri tüm tümörlerin arasında yüzde 4′ünü oluşturmaktadır aynı zamanda sindirim sistemi tümörleri arasındaki yeri ise altıncı sıradır. Yetişkinlerin yüzde 90′dan fazlasında safra taşlarının varlığı tespit edildiğinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan otopsi sonuçlarına bakılarak, safrakesesi kanserinin, tümörünün görülme sıklığı % 0,02 ila % 0,60 arasında değiştiği görülmüştür. Yetişkinlerde % 0,2–5′ine kolosistektomi yani safra kesesinin ameliyatla alınması operasyonu yapılır. Safrakesesi tümörleri tüm tümörlerin arasında yüzde 4′ünü oluşturmaktadır aynı zamanda sindirim sistemi tümörleri arasındaki yeri ise altıncı sıradır. Yetişkinlerin yüzde 90′dan fazlasında safra taşlarının varlığı tespit edildiğinden safrakesesi taşı başlıca etken olarak kabul edilir. Kadınlarda 55 yaşın üzerinde ve östrojen tedavisi görmüş olmak, aşırı şişmanlık, safranın bileşiminin değişim göstermesi, lipoprotein metabolizmasında farklılıklar kolaylaştırıcı etkenler olarak kabul edilir. Yapılan araştırmalar, safrakesesi taşma ender rastlanan topluluklarda, safrakesesi tümörlerinin (kanserinin) görülme sıklığının da az olduğunu göstermiştir. Safrakesesi taşının ve safra kesesi kanserinin çok fazla görüldüğü toplumlarda örneğin Amerika Yerlilerinde ise safra kesesi tümörünün görülme oranı oldukça yüksektir.</p>
<p><a href="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/05/safra_kesesi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13279" title="safra kesesi kanseri" src="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/05/safra_kesesi.jpg" alt="safra kesesi kanseri" width="408" height="362" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Safra Kesesi Kanseri Belirtileri</strong></span></p>
<p>Safra kesesi kanserinin belirtileri, genelde safra kesesi hastalığına bağlı olan, safra kesesi iltihabı, safra kesesi taşı gibi hastalıklarla birlikte ortaya çıkar. Safra kesesi kanseri başlangıç evresinde aldatıcı bir seyir gösterebilir. Örneğin, iştahsızlık, bulantı, kusma, kilo kaybı gibi. Safra kesesi kanserinin en tipik belirtileri arasında, karnın sağ üst tarafında, arkaya doğru yayılan ve geceleri artan şiddetli ağrılardır. Hastalık ilerledikçe bu ağrının şiddeti de artmaktadır. Belirtilerin yüzde 60′ında giderek ilerleyen ve inatçı bir hal alan sarılık meydana gelir. Bunun yanında sürekli bir kaşıntı görülür. Net bir bulgu olmamasıyla birlikte karaciğer büyümesine oldukça sık rastlanmaktadır. Ameliyat edilmeden önce, olguların en çok yüzde 5′ine doğru teşhis konulabilmektedir. Kesin teşhis konması ameliyat esnasında veya otopside gerçekleşmektedir. Sarılığa yakalanmamış olan hastalarda, safra kesesi röntgeninde organın tapı dolmaması durumu, varsa ışın geçirmez taşların tespit edilmesi ve duvarın kireçlenmesine bağlı görüntüler teşhis konmasına yardımcı olmaktadır. Ultrason görüntülenme, safra kesesinin içi ve etrafıyla safra yollarının net bir görünüm verir. Uzmanlar bu metotlar doğru bir teşhis koyulabilir. En anlamlı laboratuvar verisi ise kanın içindeki alkalin fosfataz seviyesindeki artıştır; aynı zamanda tıkanma sarılığına özgü tipik biyokimyasal farklılıklar da görülür.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Safra Kesesi Gidişi ve Komplikasyonları</strong></span></p>
<p>Teşhis aşamasında bulguların yüzde 65′in den fazlasında karaciğere doğrudan bir yayılma gerçekleşir. Erken evrede yayılma ana safra kanalına, mideye, on iki parmak bağırsağına, ince bağırsağa ve kalın bağırsağa giderek ilerler. Safra kesesi tümörü lenf dolaşımıyla on iki parmak bağırsağına ve karın zarı arkasındaki lenf düğümlerine sıçrar. Akciğer, kemik, böbrek üstü bezi gibi uzak bölgelere sıçrama karaciğer ve kapı toplardamarlarından kan vasıtasıyla olur. En çok görülen komplikasyonlar safra kesesinin su ile dolması, akut kesesinin irinle dolması, safrakesesi içinde kanamalar meydana gelmesi, safrakesesi ile mide veya on iki parmak bağırsağı arasında meydana gelen fıstüller, kalınbağırsakta metastazlardır. Köklü bir ameliyatın yapıldığı olgularda beş yıl yaşam müddeti yüzde 5′i geçmez. İyileşme evresi çok ender görülür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadin.ca/safra-kesesi-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kist Hidatik</title>
		<link>http://www.kadin.ca/kist-hidatik/</link>
		<comments>http://www.kadin.ca/kist-hidatik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 11:28:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin.ca/?p=13204</guid>
		<description><![CDATA[“Ekinokokus granulozus” tenya ekinokokus isimli asalağın, larvalarının kişinin vücudunda karaciğer, akciğer veya başka dokulara yerleşmesi ile çeşitli bozukluklara sebep olması durumuna “Hidatidoz”adı verilir. Genelde köpeklerin ince bağırsağında parazitlenen tenya ekinokokusun yumurtaları veya gebe halkaları köpeğin dışkılaması ile etrafa dağılmaya başlar. Bu etrafa yayınlan tenyalı yumurtalar ile kirlenen içme suyu, meyve ve sebzeler veya bu yumurtalara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Ekinokokus granulozus” tenya ekinokokus isimli asalağın, larvalarının kişinin vücudunda karaciğer, akciğer veya başka dokulara yerleşmesi ile çeşitli bozukluklara sebep olması durumuna “Hidatidoz”adı verilir. Genelde köpeklerin ince bağırsağında parazitlenen tenya ekinokokusun yumurtaları veya gebe halkaları köpeğin dışkılaması ile etrafa dağılmaya başlar. Bu etrafa yayınlan tenyalı yumurtalar ile kirlenen içme suyu, meyve ve sebzeler veya bu yumurtalara değmiş olan eller ağıza götürülmesi ile tenyalı yumurtalar insanın sindirim kanalına geçiş yapar. Tenya ekinokokus yumurtaları, genelde köpeğin kuyruk ve ağız etrafında tüylerinde, vücudunu örten bütün tüylerinde de olabilir. Bu tip köpekleri elleri ile okşayan insanlar ellerini yıkamadan, ellerini ağızlarına götürürlerse ağız yoluyla tenya mikrobunu alma riskiyle karşılaşmış olurlar. Yumurtalar insanın ince bağırsağına vardığında yumurtalardan “Larva” denilen yavrular ortaya çıkar. Akabinde larvalar bağırsaklardan portal damar sistemine ilerleyerek, karaciğere yerleşir. Eğer larvalar karaciğerde yerleşemezlerse, vena kava inferior vasıtasıyla sağ kalbe ulaşarak oradan da akciğere ulaşırlar. Larvalar kan vasıtasıyla bedenin öteki organlarına da sıçrayabilir. Larvalar yerleşmiş olduğu organda “Kist hidatik” denilen bir tür kiste sebep olurlar. Hidatik kist sorunlarının ortalama % 70′İ karaciğerde gelişmektedir. Larvaların dokuya yerleşmesinin ardından iltihabi bir reaksiyona yol açmaktadır. Bu iltihabi reaksiyon ortalama 30 gün sonunda tam olarak kist şeklini alır. Kistin duvarı incelendiğinde farklı tabakalara rastlanılır. En dışta tabakada karaciğer hücreleri, onun altında nedbe dokusundan meydana gelmiş bir tabaka yer alır. Onun da altında “Adventisia” tabakası yer alır. En içte kısımda ise “Germinatİf tabaka” adı verilen bir tabaka yer alır. Germinatif tabakada tenya ekinokokusun skoleksleri gelişimi sürer. Skoleksler parazitin, asalağın bağırsak duvarına tutunabilmesini sebep olan baş bölümleridir. Kistin içi ise “Kaya sıvısı” adı verilen kist sıvısı ile doludur. Hidatik kist tam olarak ortaya çıktıktan sonra yavaş yavaş büyümeye başlar. Bu büyüme 10 ila 20 yıl kadar devam eder. Kist büyümeye devam ettikçe olduğu organa baskı yapar ve organa zamanla hasar vermeye başlar. Kiste gelen bir darbe ile veya kendiliğinden kist çevre organlara yayılabilir.</p>
<p><a href="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/05/kist-hidatik.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13277" title="kist hidatik" src="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/05/kist-hidatik.jpg" alt="kist hidatik" width="405" height="333" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Karaciğer kist hidatiği:</strong></span> Karaciğere yerleşen kistlerin ortalama % 9O’ı safra yollarını ve safra akımını engellemeye başlar. Bu tip durumlarda kişi bulantı kusma, karnın sağ üst kadranını tutan sancılı karın ağrıları, sorunlu solunum, hafif derecede bir sarılık veya koyu renkte ağır bir sarılık, ateş yükselmesi, deride ürtiker benzeri döküntüler gibi belirtilere göze çarpar. Kist çok fazla büyüdüğünde elle dokunulduğunda hissedilebilecek hale gelir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Akciğer kist hidatiği:</strong></span> Kist çoğunlukla sağ akciğere yerleşir. Uzun yıllar hiçbir belirti vermeden sessizce ilerleyebilir. Bazı durumlarda ise kist bir bronşa açılarak, kist sıvısı öksürükle birlikte dışarı atılabilmektedir. Hastalığın başlangıç aşamasında göğüs ağrıları, öksürük ve kanlı balgam gibi dikkat çekici belirtiler ortaya çıkar. Lakin çoğunlukla bu belirtiler pek önemsenmez Uzun bir müddet sonra ise deride bazı kızarık döküntülere rastlanabilir. Astım bronşite benzeri solunum güçlükleri ortaya çıkabilir. Kist bazı nadir durumlarda plevra boşluğuna açılmaktadır. Böyle durumlarda göğüste şiddetli bir ağrı, nefes darlığı, morarma ve şok gibi ağır bozuklukları ortaya çıkabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadin.ca/kist-hidatik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oksitosin Hormonu</title>
		<link>http://www.kadin.ca/oksitosin-hormonu/</link>
		<comments>http://www.kadin.ca/oksitosin-hormonu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 10:56:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin.ca/?p=13216</guid>
		<description><![CDATA[Oksitosin Hormonu, hipotalamus tarafından üretilmiş olup ve hipofizin hemen arka kısmında depolanmaktadır. Gerekli olduğu zamanlar hipotalamustan gelen sinirsel bir emir vasıtasıyla hipofiz tarafından salgılanmaktadır. Görevi ise süt kanallarının kasılmasını sağlayabilmek ve doğum zamanı yaklaştığında rahim kaslarının kasılmasına fayda sağlamaktır. Bu şekilde doğumun kolayca gerçekleşmesine fayda sağlar. Yani oksitosin hormonunun anne sütünün üretilmesinin dışındaki bir diğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oksitosin Hormonu, hipotalamus tarafından üretilmiş olup ve hipofizin hemen arka kısmında depolanmaktadır. Gerekli olduğu zamanlar hipotalamustan gelen sinirsel bir emir vasıtasıyla hipofiz tarafından salgılanmaktadır. Görevi ise süt kanallarının kasılmasını sağlayabilmek ve doğum zamanı yaklaştığında rahim kaslarının kasılmasına fayda sağlamaktır. Bu şekilde doğumun kolayca gerçekleşmesine fayda sağlar. Yani oksitosin hormonunun anne sütünün üretilmesinin dışındaki bir diğer görevi ise doğum zamanı yaklaştığında rahim kaslarının kasılmasını sağlar. Doğum yaklaştığı anda oksitosin üretimi birden hızlanmaya başlar ve ne ilginçtir ki, rahim kasları, oksitosin hormonuna karşı dikkat çekici bir duyarlılık kazanır.</p>
<p><a href="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/05/oksitosin-hormonu.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13264" title="oksitosin hormonu" src="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/05/oksitosin-hormonu.jpg" alt="oksitosin hormonu" width="361" height="321" /></a></p>
<p>Doğum esnasında, bazı anne adaylarına ağrının azalması ve doğumun daha rahat geçmesi için damardan oksitosin verilmektedir. Oksitosin hormonunun üretiminin hatasız bir şekilde olması için hipotalamusu oluşturan hücreler, kendilerinden daha uzakta gerçekleşen doğum olayının tüm detaylarına hâkim olmak zorundadırlar. Doğumun zor bir durum olduğunu ve doğumun gerçekleşmesi için gereken rahim kaslarının kasılmaları ve bebeği dışarı doğru itilmesi gerektiğini bilmeleri gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadin.ca/oksitosin-hormonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reklamcı Ali Taran&#8217;ın Eski Eşi Selma Ann Desmond Vefat Etti</title>
		<link>http://www.kadin.ca/reklamci-ali-taranin-eski-esi-selma-ann-desmond-vefat-etti/</link>
		<comments>http://www.kadin.ca/reklamci-ali-taranin-eski-esi-selma-ann-desmond-vefat-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 20:45:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Magazin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin.ca/?p=13389</guid>
		<description><![CDATA[Bir süre önce Reklamcı Ali Taran dan boşanan ve kanser tedavisi süren Selma Ann Desmond Levent&#8217;teki evinde vefat etti. Selma Ann Desmond uzun süredir kanser hastasıydı ve tedavisi sürüyordu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir süre önce Reklamcı Ali Taran dan boşanan ve kanser tedavisi süren Selma Ann Desmond Levent&#8217;teki evinde vefat etti.<br />
Selma Ann Desmond uzun süredir kanser hastasıydı ve tedavisi sürüyordu.</p>
<p><a href="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/11/selma-ann-desmond.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13390" title="selma ann desmond" src="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/11/selma-ann-desmond.jpg" alt="" width="249" height="150" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadin.ca/reklamci-ali-taranin-eski-esi-selma-ann-desmond-vefat-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PROSTAT İLTİHABI (PROSTATİT)</title>
		<link>http://www.kadin.ca/prostat-iltihabi-prostatit/</link>
		<comments>http://www.kadin.ca/prostat-iltihabi-prostatit/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 08:24:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin.ca/?p=13370</guid>
		<description><![CDATA[Prostat İltihabı Nedir? Prostat bezi dediğimiz alanda uzun sperm kanalları vardır. E.coli adındaki bakteriler bu kanallara yerleşip iltihap oluşturmaktadır. Bununla birlikte idrar yollarındaki her hangi bir iltihap da prostata ulaşıp iltihaba neden olabilir. Unutmamak gerekir ki prostat iltihabı özellikle de cinsel yolla bulaşabilen bir hastalık değildir. Her erkekte görülebilir. Ergenlik çağını geçmiş erkeklerde yaş gözetmeden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Prostat İltihabı Nedir?</strong></span><br />
Prostat bezi dediğimiz alanda uzun sperm kanalları vardır. E.coli adındaki bakteriler bu kanallara yerleşip iltihap oluşturmaktadır. Bununla birlikte idrar yollarındaki her hangi bir iltihap da prostata ulaşıp iltihaba neden olabilir. Unutmamak gerekir ki prostat iltihabı özellikle de cinsel yolla bulaşabilen bir hastalık değildir. Her erkekte görülebilir. Ergenlik çağını geçmiş erkeklerde yaş gözetmeden rastlanabilir ve bazen bakteri dışında her hangi bir durumdan dolayı da iltihap oluşabilmektedir. Prostat iltihabı tedavi edilmelidir. Tedavi edilmezse eğer zamanla sinir hastalıklarına yol açabilmektedir. Prostat iltihabı iki şekilde görülmektedir. Biri akut prostatittir. Aniden ortaya çıkar ve şiddetli ağrı yapmaktadır. İdrar yapmada zorluk vardır ve idrarını tamamen yapamaz. Ateş ve titreme görülmektedir. Diğeri ise kronik prostatittir. Kendini belli etmeden ilerlemektedir. Şiddetlendiği zaman idrarda yanma ve sık idrara çıkma gibi bir durum söz konusudur. Cinsel anlamda bir soğukluk vardır ve boşalırken ağrı duyar. Bu belirtiler prostat iltihabından kaynaklanmıyor da olabilir.</p>
<p><a href="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/10/prostat-iltihabi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13386" title="prostat iltihabı" src="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/10/prostat-iltihabi.jpg" alt="prostat iltihabı tedavisi" width="349" height="354" /></a><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Prostat İltihabının Nedenleri:</strong></span><br />
Prostat iltihabına genel olarak bakteriler neden olmaktadır. Bunun yanında mikropların etkisini de unutmamak gerekir. Aynı zamanda idrar yoluna yapılmış müdahaleler de prostat iltihabına neden olabilmektedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Prostat İltihabında Tedavi:</strong></span><br />
Kronik prostat iltihabında antibiyotik kullanımı yapılır. İdrar yapmaya yardımcı ve oluşan şişliği ortadan kaldıracak takviye ilaçlar da verilmektedir. Genel olarak beş hafta boyunca antibiyotik kullanımı olur. Bazen hastalık tekrarlayabilir veya beş haftalık süreç yeterli gelmeyebilir. Bu durumda tedavi süresi uzatılır. Akut prostat iltihabı biraz daha ciddi bir durum olduğundan antibiyotik tedavisi yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Sonda takılması gerekebilir veya damardan ilaç kullanımı yapılabilir. Unutulmamalıdır ki prostat iltihabı prostat kanserini tetikleyen bir rahatsızlık değildir. Ama bireyin hayatını olumsuz etkilediği için kesinlikle tedavi gerekmektedir. Tedavi sürecinde cinsel ilişkiye girilebilir. Doğru tanı koymak ve doğru tedaviyi uygulamak çok önemlidir. Bununla birlikte antibiyotik kullanımı sırasında şikayetler azalacaktır. Bu sırada hasta rahatsızlığın geçtiğini düşünerek ilaç kullanımını bırakır. Tedavi kesinlikle yarıda kesilmemelidir. Yarıda kesilen tedaviler daha sonra iyileşmek için daha fazla zahmet çekmenize neden olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadin.ca/prostat-iltihabi-prostatit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızıl</title>
		<link>http://www.kadin.ca/kizil/</link>
		<comments>http://www.kadin.ca/kizil/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 08:20:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin.ca/?p=13373</guid>
		<description><![CDATA[Kızıl Hastalığı Nedir? Kırmızı lekeler halinde görülen bir hastalıktır. Bu hastalığın kaynağı mikroplardır. Çok bulaşıcı bir hastalıktır. Kızıl Hastalığının Nedenleri Nelerdir? Öncelikle hastalığa neden olan mikrobun ne olduğu bilinmemektedir. Fakat son yıllarda kızıl hastalığına yakalanan kişilerin boğazında ve bademciklerinde mikroskop yardımı ile seçilebilen streptokok adı verilen mikroplar teşhis edilmiştir. Bu mikrobun özelliği boğazda ve bademcikte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kızıl Hastalığı Nedir?</strong></span><br />
Kırmızı lekeler halinde görülen bir hastalıktır. Bu hastalığın kaynağı mikroplardır. Çok bulaşıcı bir hastalıktır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kızıl Hastalığının Nedenleri Nelerdir?</strong></span><br />
Öncelikle hastalığa neden olan mikrobun ne olduğu bilinmemektedir. Fakat son yıllarda kızıl hastalığına yakalanan kişilerin boğazında ve bademciklerinde mikroskop yardımı ile seçilebilen streptokok adı verilen mikroplar teşhis edilmiştir. Bu mikrobun özelliği boğazda ve bademcikte iltihaba neden olmasıdır. Bu sayede mikrop bu alanlarda hapşırma ve öksürme ile kolaylıkla başkalarına bulaşabilmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kızıl Hastalığının Belirtileri:</strong></span><br />
Hastalık vücuda geldikten ortalama beş gün kadar sonra kişiyi titretmeye başlar. Bununla birlikte yüksek ateş ve boğaz iltihabı, mide bulantısını takiben kusma, bel ve baş ağrıları görülür. Daha sonra kızarıklıklar baş gösterir. Yüzde, kolda, göğüste, sırtta ve bacaklarda olmak üzere her yana yayılabilir. Kızıl hastalığı ülkemizde iklim koşulları nedeni ile hafif atlatılan bir hastalıktır. Belirtiler ortalama bir hafta kadar sonra kaybolmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/10/kizil-hastaligi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13384" title="kızıl hastalığı" src="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/10/kizil-hastaligi.jpg" alt="kızılhastalığı belirtileri" width="279" height="318" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kızıl Hastalığının Tedavisi:</strong></span><br />
Kızıl hastalarına özel bir alan ayarlanmalıdır. Üç hafta kadar yatak istirahatı şarttır. Odanın sürekli havalandırılması, güneş ile temas edilmesi aynı zamanda ışıklandırılması gerekir. Süt ve yoğurt gibi gıdalar sıkça tüketilmeli aynı zamanda bolca sıvı alımı yapılmalıdır. Kalp ve damar güçlendirici ilaçlar hekim tarafından gerek görülürse verilir. Antibiyotik kullanımı da yapılmaktadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kızıl Hastalığından Korunma Yolları:</strong></span><br />
Kızıl hastalığı mikrop kaynaklı olduğundan kesinlikle hijyen çok önemlidir. kızıl hastasının eşyasını sağlıklı bireyler kullanmamalıdır. Kırk gün kadar da eğer hastalığı geçiren öğrenci ise okula gitmemelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadin.ca/kizil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NEZLE</title>
		<link>http://www.kadin.ca/nezle/</link>
		<comments>http://www.kadin.ca/nezle/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 08:16:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin.ca/?p=13375</guid>
		<description><![CDATA[Nezle Nedir? Burun aldığı havayı öncelikle ısıtıp öyle vücuda yollar. Burun kılları tozları ve mikropları vücuda geçirmemek için vardır. Nezleye burna ve soluk borusuna yerleşmiş mikroplar neden olur. Üç gün boyunca burun mukozasında virüsler kuluçka süresi geçirirler. Virüsler burun tıkanıklığına neden olmaktadır. Vücut tepki olarak hapşırma ve burun akıntısına neden olur. Nezle yüksek ateş ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Nezle Nedir?</strong></span></p>
<p>Burun aldığı havayı öncelikle ısıtıp öyle vücuda yollar. Burun kılları tozları ve mikropları vücuda geçirmemek için vardır. Nezleye burna ve soluk borusuna yerleşmiş mikroplar neden olur. Üç gün boyunca burun mukozasında virüsler kuluçka süresi geçirirler. Virüsler burun tıkanıklığına neden olmaktadır. Vücut tepki olarak hapşırma ve burun akıntısına neden olur. Nezle yüksek ateş ile birlikte görülmektedir ve ortalama bir hafta kadar bir süre içerisinde geçmektedir. Nezle grip ile sürekli karıştırılmaktadır. Grip hafif bir hastalık değildir ve ani ateşe neden olur. Grip kas ağrıları ve titremeye neden olur. Nezle daha basittir ve kolay atlatılır. Mevsim değişiklikleri ile gelen nezle sonbahar aylarında sıkça görülür. Çocuklar daha kolay hasta olurlar ve yılda dört beş kere kadar nezle olabilmektedirler. Yetişkinlerin bağışıklık sistemleri daha güçlü olduğundan ortalama yıl içinde iki kere nezle olurlar.</p>
<p><a href="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/10/nezle-tedavisi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13382" title="nezle tedavisi" src="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/10/nezle-tedavisi.jpg" alt="" width="318" height="268" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Nezle Belirtileri:</strong></span></p>
<p>Genel olarak bebeklerde nezle görülürse iştahsızlık hâkim olur. Ateş ve ağız kuruluğu ile halsizlik ve huysuzluk görülmektedir. Yetişkinlerde ise genellikle hapşırma, burun tıkanıklığı ve burun akıntısı, mide bulantısı ve takiben kusma gibi belirtiler vardır. Nezle on gün boyunca geçmezse veya ateş ve işitme kaybı ile birlikte kanlı balgam görülmesi durumunda hemen doktora gidilmelidir. Bu belirtiler aynı zamanda bronşit veya zatürreenin belirtisi olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Nezlenin Tedavisi:</strong></span></p>
<p>Nezle kendi kendine bir haftada geçebilecek bir hastalıktır. Doktora görünmeniz dâhilinde bu dönemi rahat geçirmeniz adına birkaç ilaç kullanmış olursunuz. Grip aşı ile nezlenin hiçbir alakası yoktur. Ateş düşürücü kullanılabilir. Sıvı tüketimi sık yapılmalıdır. Aynı zamanda vücudu desteklemek adına bolca C vitamini tüketilmelidir. Burun tıkanıklığı için burun spreyi kullanılabilir. Bebekler için süt fazlaca verilebilir. Dört aylıktan küçük bebekler için ateş düşürücü ilaç kullanmak sakıncalıdır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Nezleden Korunmak İçin Yapılması Gerekilenler:</strong></span></p>
<p>Alkol ve sigara içen kişilerin bağışıklık sistemi de zayıftır. Temiz havada egzersiz yapmak iyi gelecektir. Bu sayede metabolizmanız güçlenmiş olur. Hijyen kurallarına dikkat edin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadin.ca/nezle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KABIZLIK</title>
		<link>http://www.kadin.ca/kabizlik-2/</link>
		<comments>http://www.kadin.ca/kabizlik-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 08:11:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin.ca/?p=13377</guid>
		<description><![CDATA[Kabızlık Nedir? Kabızlığın bir diğer adı konstipason’dur. Genel olarak bireyler bunu dışkılamanın sık olmaması şeklinde algılarlar. Fakat kabızlık böyle bir durum değildir. Gaitanın havim ve ağırlığında azalma görülürse, dışkılama için zorlanılırsa, dışkılamadan sonra bağırsakları tam boşaltamamışsınız gibi his varsa o zaman kabızlıktan bahsedilebilir. Gün içinde veya haftada ortalama üç kere dışkılama normal olarak kabul edilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kabızlık Nedir?</strong></span></p>
<p>Kabızlığın bir diğer adı konstipason’dur. Genel olarak bireyler bunu dışkılamanın sık olmaması şeklinde algılarlar. Fakat kabızlık böyle bir durum değildir. Gaitanın havim ve ağırlığında azalma görülürse, dışkılama için zorlanılırsa, dışkılamadan sonra bağırsakları tam boşaltamamışsınız gibi his varsa o zaman kabızlıktan bahsedilebilir. Gün içinde veya haftada ortalama üç kere dışkılama normal olarak kabul edilir. Ama bazı kişiler için bir haftada veya daha uzun sürede bir kere dışkılama normal olabilir. Bağırsakların çalışması diyet ile ilgilidir. Sağlıklı ve normal bir dışkılama için otuz gram lif ve ortalama 3 litreye yakın su tüketilmelidir. Düzenli spor dışkılamanın en büyük yardımcısıdır. Her yüz kişiden sekseni muhakkak hayatında bir kere kabızlık sorunu çekmiştir. Normal değerler bir bireyin bir haftada ortalama üç defa dışkılama yapması gerektiğini söylemektedir. Daha önceden her bireyin günde bir kere dışkılaması gerektiğine dair görüşler vardı. Şimdi bu görüş terk edildi.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kabızlığın Nedenleri:</strong></span></p>
<p>Bağırsak hareketleri zaman içerisinde değişikliğe uğrayabilir. Birey genelde tuvalet temiz değilse tuvalete girmez. Yoğun iş hayatında dışkısını yapmayı daha sonraya erteleyebilir. Basur nedeni ile veya makatta oluşan çatlaktan ötürü ağrı duymamak adına tuvaletini yapmamayı reddedebilir. Tüm bu nedenler bağırsak hareketlerinde değişiklik yaratmaktadır. Bunların yanında dengesiz ve düzensiz beslenmek dışkılamada sorun yaratır. Lif ve posa yönünden zengin gıdalar tercih edilmelidir. Kabız olan insanların besinlerinde kola gibi gazlı içecekler ve rafine şekerlerin bolca olduğu görülmektedir. Bağırsak yumuşatıcı ilaçların yanlış kullanımı da kabızlığa neden olmaktadır. Bu ilaçların uzun süreli alınımında bağırsaklar çalışmamasını gerektiğini düşünerek çalışma hızını ve ritmini düşürmektedir. Sporu hayatının bir parçası haline getirmemiş kişilerde daha sık görülmektedir. Karın kasları iticiliğini en aza indirir. Bu nedenle de dışkılama zorlaşır. Bazı antidepresan ve sakinleştiricilerin yan etkisi de kabızlığa neden olabilmektedir.</p>
<p><a href="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/10/kabizlik-sebebi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13380" title="kabızlık sebebi" src="http://www.kadin.ca/wp-content/uploads/2011/10/kabizlik-sebebi.jpg" alt="kabızlık tedavisi" width="269" height="302" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İrritabıl Barsak Sendromu Nedir?</strong></span></p>
<p>Bu sendrom bağırsak kasılmalarına neden olan bir hastalıktır. Hastada genel anlamda ishal ve kabızlık durumları görülmektedir. Karın şişliği, ağrı, gaz gibi belirtiler görülmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kronik İdiyopatik Kabızlık:</strong></span></p>
<p>Ender bir hastalıktır. Fonksiyonel anlamda kabızlık demektir. Nedeni bilinmemekle beraber bu hastalara uzun süreli kabızlık mevcut ise hiçbir ilaç işe yaramamaktadır. Kalın bağırsağının kas ve sinir sisteminde sorun olan bireylerde veya hormonal değişiklikler nedeni ile görülebilmektedir. Kadınlara ve özelliklede çocuklarda daha sık görülmektedir. Dışkının kalın bağırsaktan geçmesi için belli bir süre vardır. Bu süre uzarsa veya bağırsak kaslarında sorun varsa kronik kabızlık oluşabilmektedir.</p>
<p>Tüm bunların yanında kabızlık insan hayatının belli dönemlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Öyle ki tuvalette fazla kalarak ıkınmak zorunda olmak basur hastalığının oluşmasına neden olabilmektedir. Bununla birlikte sert dışkı makatı ve anüsü zedeleyebilir ve yırtık oluşumuna neden olabilir. Bu sebeple her dışkılama ağrılı, kanamalı ve yanmalı olmaktadır. Aynı zamanda çocuklarda kabızlık sık görülmektedir. Kabız olan bir çocuk haftada bir kere dışkılamaktadır. Kabızlık çocuklarda huzursuzluk ile birlikte ağrı ve iştahsızlığa neden olur. Kabızlık halinde çocukların kakalarında sertlik belirir ve makatta çatlağa neden olabileceğinden kanamalı bir dışkı da görülebilmektedir. Bebeklerde kabızlık görülüyorsa ve anne sütü ile beslenme devam ediyorsa o zaman annenin lifli besinlerle beslenmesi gerekmektedir. Aynı zamanda iki yaşından önce çocuklara zorla tuvalet eğitimi verilmeye kalkılırsa ileride kabızlık sorunu başlayabilir. Anne sütü genel anlamda kabızlığı önleyici bir besindir. Ek mamalara geçildiği dönemde kabızlık özellikle görülür. Mamaların hazırlanılmasında kullanılan az su miktarı da kabızlığa neden olur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kabızlıkta Halinde Yapılması Gerekilenler:</strong></span></p>
<p>Sulu gıdalar tüketmek önemlidir. Posalı ve lifli ürünleri tüketmek kişiye yarar sağlayacaktır. Özel ilaçlar vardır. Bu ilaçlar doktor tarafından verilmedikçe kullanmak zararlı olabilir. Kola, kakao ve kuruyemiş tarzında gıdalar özellikle de kabızlık halinde tüketilmemelidir. Fazlaca tüketilen inek sütleri kabızlığa neden olmaktadır. Yulaf ezmesi ve zeytinyağı kabızlığın en büyük düşmanıdır. Sıkça tüketmekte hiçbir sorun olmaz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kabızlık Tedavisi:</strong></span></p>
<p>Kabızlığın nedeni öncelikle araştırılmalı ve ona uygun bir tedavi yöntemi seçilmelidir. Bunun yanında cerrahi anlamda bağırsakların boşaltılması mümkündür. Amaç hastanın düzenli ve bağırsak ritmine uygun dışkılamasını sağlamaktır. Eğer herhangi bir nedenden ötürü kabızlık görülüyorsa bu neden ortadan kaldırılmalıdır. Kabız olan bireyler kendilerini çok rahatsız hissedeceklerdir. Bu nedenle öncelikle hastanın psikolojik durumu değerlendirilir. Kabızlık bağırsakların doğuştan gelen veya sonradan oluşan işlevsel bozukluklarından ötürü ise o zaman cerrahi müdahale gerekir. Bir anda ortaya çıkan kabzı rahatsızlığında hastalar çok ağrı çekerler.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kabızlık Tedavi Programları:</strong></span></p>
<p>Amaç bağırsağın işlevlerini geri kazandırmaktır. Bu nedenle özellikle de lifli gıdalar tüketmek gerekir. Bununla birlikte beslenme alışkanlığı edinmek şarttır. Birey her gün aynı saatlerde yemek yemelidir. Egzersiz ile karın kaslarını güçlendirebilirsiniz. Bu sayede dışkılamak çok daha rahat ve sorunsuz olacaktır. Bazen gerektiği takdirde gaita yumuşatıcı ve söktürücü ilaç kullanımı yapılabilmektedir. Bu ilaçların arasında maden tuzu yapısında olanlar vardır. Aynı zamanda osmotik basınç sağlayan, kitle etkisi gösteren, gaitayı kayganlaştıran ilaçlar da vardır. Bunların yanında fitil ve laman tatbiki çok işe yaramaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadin.ca/kabizlik-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

